Skolyoz (Omurga eğriliği)

Skolyoz; omurganın çoğunlukla göğüs ve/veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliğidir. Tek başına olabileceği gibi, kifoz (kamburluk) ile beraber de görülebilir(Kifoskolyoz). Hastalık kız çocuklarında çok daha sık görülür. Skolyozlar genç kızlarda erkeklere oranla on kat fazla görülmektedir.                                  

Skolyoz oluşumunun nedeni; çok farklı sebeplere bağlı olabilir. Doğumsal, idiopatik (sebebi belli olmayan), enfeksiyona bağlı veya tümöre bağlı olabilir. Ailesel yatkınlık idiopatik olan türünde mevcuttur ve ailesinde skolyoz olanlarda görülme sıklığı daha fazladır. Skolyozun erken tespit edilmesi, takibinin ve tedavisinin yapılacağı bir merkeze yönlendirilmesi çok önemlidir. Fizik muayene sırasında, hasta öne doğru eğildiğinde eğrilik ayakta durur pozisyondan daha belirgin gözükür (Adam’s öne eğilme testi). Farklı pozisyonlarda omurga röntgenleri (Ön-arka, yan, yanlara eğilerek) ve skolyozmetre (omurganın eğrilik miktarını ölçen bir alet) ölçümleri, skolyozun miktarını belirlemede kullanılan en önemli tanı yöntemleridir.

Skolyoz ameliyatı nedir ve neden yapılır?

Büyümenin devam ettiği ve omurga eğriliğinin 45 derecenin üzerinde olduğu hastalarda cerrahi en uygun tedavi yöntemidir. Bu eğriliklerde komplikasyonları önlemek ve kozmetik sonuçlar nedeniyle cerrahi tedavi yapılmaktadır. Cerrahi tedavide sırt ve/veya bele yerleştirilen vida ve çubuklar yardımıyla omurgada düzletme yapılmaktadır. Günümüzde cerrahi tekniklerdeki gelişmeler ve cerrahi sırasında uygulanan omurilik fonksiyonlarının görüntülenmesi (nöromonitorizasyon) gibi yardımcı yöntemler, cerrahi sırasında hastada meydana gelebilecek sorunları azaltmakta oldukça faydalı olup cerrahinin başarısını artırmaktadır. Tedaviye karar vermede; eğriliğin miktarı (derece), skolyozun tipi ve kemik büyümesinin hangi aşamada olduğu gibi birçok faktör vardır.

Tedaviye erken başlama sonuçları olumlu yönde etkilediği için tanının erken konulması önemlidir.

Skolyoz ameliyatları nasıl yapılır?

Skolyoz ameliyatları öncelikle ve özellikle omurga cerrahisi ile ilgilenen, bu konuda deneyimli cerrahlar ve merkezler tarafından yapılmalıdır, bu durum cerrahinin başarısını etkileyen en önemli faktördür. Ameliyat yaklaşık 5-6 saat sürmektedir. Hasta yüzüstü yatar pozisyonda iken, omurga eğriliğinin olduğu sırt ve bel kısımlarından yapılan uzunca, yaklaşık 40-45 cm’lik bir kesiden ameliyat yapılmaktadır. Hastanın ameliyat öncesi yapılan görüntüleme tetkiklerinden (Röntgen, Manyetik Rezonans Görüntüleme, Bilgisayarlı Tomografi, vb.)   hangi omurga seviyeleri arasında vidalama yapılacağı planlanmaktadır. Ameliyat esnasında, daha önceden belirlenen seviyelerdeki omurgalara, her bir omura sağ ve sol olmak üzere 2’er adet vida yerleştirilerek ve tüm vidalar yerleştirildikten sonra bu vidaları birbirine bağlayan rodlar yardımı ile omurgada çoğu zaman tama yakın düzelme sağlanmaktadır. Ameliyatın büyük ve süresinin uzun olması nedeni ile genelikle ameliyat esnasında ya da sonrasındaki ilk gün kan replasmanı gerektirmektedir.

Ameliyatın riskleri nelerdir?

Skolyoz ameliyatları; ortopedik cerrahinin majör ve özellikli ameliyatlarındandır. Her ameliyatta olduğu gibi bu majör ameliyatta da birtakım riskler bulunmaktadır. Bunlar; sinir felçleri, enfeksiyon, eğriliğin tekrarlaması, ağrı, gibi komplikasyonlardır. Bunlar arasında en önemlisi olan sinir felci; cerrahın ve ekibin deneyimli, tecrübeli olması ve nöromonitorizasyon kullanımı sonucu  (%0,5 ) oldukça azalmıştır. Enfeksiyon; skolyoz ameliyatlarının deneyimli merkezlerde ve sterilite kurallarına uygun olarak yapılması halinde günümüzde oldukça nadir görülmektedir. Ağrı; anestezideki gelişmeler ve multimodal yaklaşımlar sonucunda artık hastalarımız böylesine büyük bir emeliyat sonrası neredeyse hiç ağrı hissetmemektedirler. Eğriliğin tekrarlaması riski de; ameliyatın deneyimli cerrahlar tarafından uygun tekniklerle yapılması halinde minimize edilmiş durumdadır.

Ameliyat sonrası dönem

Hastaların böylesine büyük, majör bir cerrahiden sonra ortalama hastanede kalış süreleri 4-6 gündür. Hastalarımız ameliyat sonrası 1. Günde ayağa kaldırılarak yürütülmeye başlanmakta ve fizik tedavi süreçleri başlamaktadır. Hastalar ameliyat sonrasında istedikleri pozisyonda oturup yatabilmektedirler.  Ameliyat sonrası 15. günde dikişleri alınmaktadır. Bu süre zarfında ameliyat insizyonunu koruyan özel ürünlerle duş alabilmektedirler. Hastalar normal günlük yaşamlarına ve iş hayatlarına ortalama ameliyat sonrası 2. Haftada dönebilmektedir. Hastaların ameliyat sonrası ilk 3 ay öne eğilme hareketlerinden sakınmaları gerekmektedir. Hastaların 1. ay, 3. ay, 6.ay ve 12.ayda sonrasında yılda bir periyodik ameliyat sonrası kontrolleri yapılmaktadır. Ameliyat insizyonun özellikle ilk 1 yıl güneş ışınlarından korunması, insizyon izinin daha az belirgin olması için dikkat edilmesi gereken bir husustur. Ameliyat sonrası 3.aydan sonra hastaların günlük yaşamlarından kısıntı yapmalarını gerektiren bir durum ya da aktivite genelde olmamaktadır. Hastaların ameliyat sonrasında korse ya da herhangi bir ortez kulanmalarına gerek yoktur.

0 replies

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *